The Plough Pub önü otobüs durağı  Selam! Nasılsınız? Londra macerama bir yerden başlamalıyım, değil mi? Şu an otel odasında...

Londra Seyahati | Heathrow - West Drayton


The Plough bus station
The Plough Pub önü otobüs durağı 

Selam! Nasılsınız?

Londra macerama bir yerden başlamalıyım, değil mi?

Şu an otel odasında keyif yapıyorum, fırsat da bulmuşken blogumla ilgilenmek istedim. Hem iş -eşim için geçerli durum- hem de tatil amaçlı bir ay boyunca Londra'dayız ama merkeze uzaktayız. Çünkü iş yerine yakın bir otelde kalıyoruz, yani Heathrow'da, otelde Holiday Inn Heathrow M4. Gitmeden önce odalarına baktığımda iç geçirdiğim bir oda vardı ona da denk düşünce çok sevindim.

Holiday Inn Heathrow M4 rooms

Holiday Inn Heathrow M4


4 saatlik uçuş olduğu için film izleyeyim dedim, biri Patrick Ness'in kitabını okuduğum, yorumu için buraya"A Monster Call" fena değildi, sevdim. Sonra kahvaltı verildi. Yine bir film daha izleyeyim dedim, kitabını çok gördüğüm ama okumadığım Tim Burton filmi, Bayan Perge'nin Tuhaf Çocukları. İzlerken nedense uykum geldi, yorgundum, uyumuşum. Sonra eşimin izlediği yerli filmi izleyeyim dedim, çünkü yanımda paso kıkır kıkır gülüyordu. İbrahim Büyükak'ın hem yazdığı hem de oynadığı filmi, Küçük Esnaf'ı izledim ve ben de başladım kıkırdamaya, enerjim bir nebze de olsa yükseldi. Neyse geldik Heathrow havalimanına! Valizleri ve elektronik cihazlarımızı -tablet, laptopları teslim ediyorsunuz görevlilere, ABD ve UK prosedürü, kaç kere kontrolden geçsen de yanına vermiyor-  aldıktan sonra, makinelerden sim kart aldık. 

Bizi buz gibi bir hava karşıladı, iyi ki mont almışım diye şükrettim. Tamam, sürekli yağmurlu geçen havası olduğunu biliyordum ama ne bileyim bir umut, en azından bu kadar soğuk olmaz diyordum. Ve otele gitmek için H1 otobüsüne bindik. Hangi otellere hangi otobüs gidiyor, yazıyor, no panic! Yakın mesafe ise taksi, değilse metro da tercih edebilirsiniz.

İlk gün  -önceden de gittiği için- eşim, Heathrow - West Drayton arasında, alışveriş yapabileceğim, yürüyebileceğim yerleri gösterdi. Her yer market, alternatif çok ama saatleri enteresan 18 gibi hayat bitiyor, sadece bir market vardı, 24 saat açık olan neyse... Sonra yemek yedik, otele geçtik, odamıza çekildik.

West Drayton
West Drayton - Zone 6


Sipson Road West Drayton
Sipson Road - aynı tarz evlerle donatılmış sokaklar


B&B Hotel West Drayton London
B&B Hotel - butik otel

West Drayton station



KFC london
KFC ile açılışı yaptık =( (=


Bulunduğumuz semtle yetinmek zorunda kaldık, hem hava kötüydü hem yol yorgunluğu olduğu için merkeze doğru açılamadık. 

Şimdilik bu kadar! 

Önceden gittiyseniz, tavsiyeleriniz varsa paylaşırsanız sevinirim?!

Londra çekimleri ile görüşmek üzere!

Sevgiler...










chicago typewriter korean drama  Selam!!!  Heyecanlıyım ve hemen paylaşmak istedim! Geçenlerde 2017 Kore yapımlarından oluşan bi...

Chicago Typewriter | Kore Dizisi 2017

chicago typewriter kore dizisi 2017
chicago typewriter korean drama 

Selam!!! 
Heyecanlıyım ve hemen paylaşmak istedim!

Geçenlerde 2017 Kore yapımlarından oluşan bir kolaj yapmıştım, buradan göz atabilirsiniz. Yorumlarda suruyashi tavsiye etmişti, ben de çok merak ediyordum ve başladım, arka arkaya da izledim. Böyle yapımları izlemekten keyif alıyorum.

*Dizi 16 bölümden oluşuyor, 10 bölümü yayınlandı.*

chicago typewriter tumblr
1930'lu yıllarda üçlü

Dizi,  1930'lu yıllarda  yaşayan üç kişinin, reenkarnasyonla, günümüze tekrar gelmesi üzerine kurgulanıyor. 

Bu üç kişi:

1. Kitapları çok satan yazar, Han Se Joo / Seo Hwi-young

2. Bu yazarın fanı iken anti-fanı olan, Jeon Seol  / Ryu Soo-hyun

3. Gizemli hayalet yazar. Yoo Jin Oh / Shin Yool

chicago typewriter oyuncuları
1. -2. -3.

İlham perisi hayalet gibidir. Bazen davet edilmeden de gelir.  ~Stephen King
Yazdığı kitaplarla Newyork bestsellers'ta birinci sıraya oturan, Kore'nin Stephen King'i, Han Se Joo ~Yoo Ah In, imza günü için gittiği kafede, antika bir daktilo dikkatini çeker ve almak ister. Kafe sahibi her ne kadar yazarın hayranı olsa da maddi değeri fazla olan, tuş sesleri kurşun gibi çıkan, Güney Kore yapımı,  Chicago Typewriter adlı daktiloyu satmak istemez. Bu gizemli daktilo sayesinde kafe sahibinin başına esrarengiz bir olay gelir ve daktiloyu yazarın evine kargolar, teslimatçı da onun hayranı Jeon Seol'dur ~Lim Soo Jung. Yazarı görmek, bir imza almak için yanıp tutuşan Jeon Seol için hayal edemeyeceği bir fırsattır ama hayal ettiği kadar kolay değildir. Pes etmez, zoru başarır ve yazarla karşı karşıya gelir, kitapların yazıldığı odayı görür hatta onunla kahve içer.


Han Se Joo and Jeon Seol chicago typewriter
Han Se Joo and Jeon Seol

İkilinin yolları tekrar kesişir, yazarın tepkisi çok farklıdır çünkü Jeon Seol'un bir araya gelmek için türlü bahaneler uydurduğuna inanır ve sitem eder, böyle hayranlara ihtiyacı olmadığını söyler. Jeon Seol hayal kırıklığına uğrar. Bir daha karşılaşmamak için kendi kendine söz verir ama nafile... Kader bir şekilde ikiliyi bir araya getirir, ikisinde de tuhaf ama aynı hisler mevcuttur. İkili bir anda bir şey anımsar, zaman, mekan kavramlarının olmadığı yolcuklara çıkar. Jeon Seol'le karşılaştıktan sonra hayatı allak bullak olan Han Se Joo, başına gelen bir olayın etkisiyle de artık odaklanıp yazamaz. Yayınevinin baskısı altında kalan Han Se Joo iyice çıkmaza sürüklenir. Yayınevi arkasından sürekli iş çevirir, hayalet yazar -yazarın kimliğini kullanıp yazdıklarını piyasaya süren- bulma fikri ortaya atılır. Han Se Joo tükenmişlik sendromundayken hayalet yazar Yoo Jin Oh ~Go Kyung Pyo bu fırsatı değerlendirir, adını Chica Typewriter olarak belirlediği hikayenin bölümlerini arka arkaya girer, hikaye çok tutulur, yeni projeler gelmeye başlar fakat mekan, zaman kavram karmaşası yaşayan Han Se Joo kendi yazıp yazmadığından dahi emin değildir. Her şey anlaşılmaz hal alır.

Yoo Jin Oh and Seon Jeol chicago typewriter
Yoo Jin Oh and Seon Jeol

Hayalet yazarın devreye girmesiyle, Han Se Joo'nun hem ruh hem akıl sağlığı alt üst olur ve yavaş yavaş çevresi de bu durumu fark etmeye başlar.  Jeon Seol ile olan bağı, reenkarnasyon ve hayalet yazarla karşı karşıya gelme... Üçlünün 1930'lu yıllarda yaşadıkları, günümüzdeki halleri, ilintiler... Matruşka gibi bölümler...

Han Se Joo - Yo Ah In

Kill me Heal Me dizisinin senaristinin imzasını taşıyan Chicago Typewriter, beni heyecanlandıran bir dizi oldu. Umarım güzel de final verir!

İzleyenler ne düşünüyorsunuz?

Beğendiniz mi?

Kalemin en güçlü silah olarak vurgulandığı dizi, kitap severler için daha da dikkat çekici sanki =)

chicago typewriter konusu ve oyuncuları

Yorumlarınızı merakla bekliyorum!

İyi seyirler...

nisan ayında okuduklarım Selam, geçen ay 14 kitap okudum, sizinle paylaşmak istedim. Bunlar: > Hobbit,   Roverandum sonrası, Yü...

Okuduklarım | Nisan 2017


okuduklarım
nisan ayında okuduklarım
Selam, geçen ay 14 kitap okudum, sizinle paylaşmak istedim. Bunlar:

> Hobbit,  Roverandum sonrası,Yüzüklerin Efendisi öncesi, tercihim Hobbit idi. Kitabı, filmden daha çok övgü alsa da ben ikisini de çok beğendim! Kitap yazarın kaleminden mütevellit akıcı ve sürükleyiciydi, zorlayıcı hiç değildi. Üstat, merakı, heyecanı her sayfada dinç tutuyor! Filmleri çıktığı yıllarda izlemiştim, okudukça sahneler aklıma geldi ama bitirince yeniden izledim, daha da keyifli oldu. Kitabı okuyunca eksiklikler gidiyor, detaylarla bütünlük kazanıyor, diyebilirim. Okumadıysanız öneririm, hele ki fantastik seviyorsanız, bu ögelerin bol olduğu Tolkein'in dünyası hiç kaçmaz! 

hobbit tolkien
Hobbit


> Kör Baykuş, Sadık Hidayet'in İran'da satışı yasaklanmış romanıdır. Eserlerinde belirgin şekilde "yalnızlık", "varoluş nedeni", "ölümü" işleyen yazarın betimlemeleri, benzetmeleri muazzamdı. Stefan Zweig'i okuduğum ilk gün ki etkiye benzerdi, hislerim... Biyografilerini okuduktan sonra ortak noktalarından biri, hazin sonlarıydı, intihardı. Dolayısıyla karamsar ve depresif hallerinin izlerini eserlerinde hissetmemek mümkün değil, neden bilmiyorum yakın geldi bu iki yazarın kalemi, bilmem bana hak verir misiniz? Neyse...
Kör Baykuş, Necatigil'in önsözü ile başlıyor, arzu ve tutkuyu doruklarda yaşayan yalnız adamın melankoli haliyle ilerliyor, döneminin yapısını, dini elitlerini eleştiren, yaşamıyla yüzleşen, gün be gün tükenen adamın hikayesi son buluyor, Bozorg Alevi'nin son sözüyle derinlik kazanıyor. Dokunaklı, etkileyici eser, okunmalı diyorum ama naçizane yetişkinler için ideal olduğunu düşünüyorum. 

Kör Baykuş kitap yorumu
Kör Baykuş

> Azıcık Acıklı Masallar, İtalya en sevdiğim ülkelerden biri, dolayısıyla ilgim büyük! Palermo, Toscana, Floransa, Venedik ve Torino masallarından oluşan, İtalyan masallarını, resimleyen Desideria Guicciardini eşliğinde, İtalo Calvino'nun kalemiyle okumak çok eğlenceliydi! Masalları seviyorum, okurken çok da keyif alıyorum. İyi niyetin, merhametin yanı sıra devlerin, büyücülerin, prens, prenseslerin olduğu o büyülü dünyalarda gezinmek beni rahatlatıyor. İyi kitaplar her yaşta okunmalı bence, yetişkin - çocuk fark etmez. Hemen listeme Calvino'nun diğer masal kitaplarını da ekledim! 

Azıcık Acıklı Masallar kitap yorumu
Azıcık Acıklı Masallar

> Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş'tan okuduğum ilk eser. Sinir, öfke, "utanç" ile ilerleyen ruh halim, sayfalar ilerledikçe, yerini hüzne bıraktı. Etkileyiciydi! Kısa olsa da neler sığdırılmış neler, konsantre adeta! İçeriği derin, verdiği mesajlar, duyguların aktarımı muazzamdı. Sayfalara serpiştirilen illüstrasyonlar da güzeldi. Yazarın kalemini sevdim, diğer eserleriyle tanışmaya can atıyorum. Her ne kadar çocuk kitabı şeklinde algılansa da yetişkinler için olanından! Kesinlikle okunası...

  Ben Bir Gürgen Dalıyım kitap yorumu
Ben Bir Gürgen Dalıyım

> Kamboçya Elçiliği, "İnci Gibi Dişler" adlı övgülerle bahsedilen eserin yazarı, Zaide Smith'in eserlerine kısa kitabıyla başlamak istedim ama o ne derinlikti! Irkçılık ve kölelik kavramlarının ince ince işlenip sıradan hayatlar üzerinden yansıtılan hikayeyi okumak güzeldi ve benim için iyi başlangıçtı. Bir öyküde olması gereken üç tanımlama mevcuttu; kısa, öz, vurucu!


Kamboçya Elçiliği kitap yorumu
Kamboçya Elçiliği

> İnsan Vücudu Tiyatrosu, biyoloji, anatomi hiç bu kadar zevkli gelmemişti. Sayısalcı olsam da en fazla yanlışımın çıktığı alandı, ben de yıllar sonra bir daha göz atmak istedim. İskelet haliyle selamlayıp vücut bulmasıyla finale sürükleyen, çizgi bilim romanı, severek keyifle okudum. Bence herkesin evinde olmalı, komplike değil, öyle beklenti olmasın tabi ki! Temel bilgiler, basit ama öğretici nitelikte, özellikle çocuğu olanlar kaçırmasın diyorum, "yardımcı kaynak" olarak tanımlanıyor, en azından bir inceleyin. Keşke ders kitapları da böyle sempatik olsaydı, daha akılda kalıcı olurdu! Maris Wicks'e ve bilime tutkusuna hayran kaldığımı da söylemeden edemeyeceğim hem eğitimci hem de çiziyor, böyle yetenekli, yaratıcı kişilere imreniyorum!

İnsan Vücudu Tiyatrosu kitap yorumu
İnsan Vücudu Tiyatrosu


> Eyfel Kulesi Kadar Bulutu Yutan Küçük Kız, Romain Poertolas'ın kitapları için seçtiği isimler bir hayli dikkat çekici değil mi? "Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri" de merak ettiğim diğer kitabı! Hayatı buluta bağlı olanların hikayesiyle başladım ve isabetli tercih, sıradaki belli!
Tebligat Noktagil, Parisli genç bir postacı kadın, Zehra ise Marakeş'te küçük bir kız çocuğu. Anne olmak isteyen ama olamayacak bir kadınla annesiz bir çocuğun yolu hastane odasında kesişir. Fantastik, masalımsı bir serüven...
Bir insanın hayatı iki buluta bağlı olabilir mi? Ciğerleri dağlayan ve göğü karartan bulutlara? Peki, delilik yerini aşka bırakırsa aşk kanatlandırır mı? İnsan uçabilir mi mesela? 
Zamazingo'nun bir berber salonuna gittiğinde muhabbeti ilerletmek adına anlattığı hikaye, işte bu ikilin hikayesi ama hikayenin sonu? Zamazingo'ya göre nasıl, berbere göre nasıl? Okuyanlar siz hangisini beğendiniz? 
Okurken hem güldüm hem adrenalini hissettim hem içim burkuldu derken sona varınca bir esinti, vay dedim, ne güzel finaldi! İçeriği de çok zengin ve çeviri muazzam, hakkını yememek lazım!

Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız kitap yorumu
Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız

> Enayinin Portföyü, Kurt Vonnegut'un daha önce hiç yayınlanmamış yedi öyküsü olarak tanımlansa da ek kısımla buçuğu da var, bilim kurgu şeklinde yazdığı sonu olmayan, yarım kalan bir öykü. 
Yaratıcı yazarlık derslerinde öğretilen ilk kural şudur; bence de iyi kuraldır: "Bildiğinizi yazın."
Vonnegut da bildiğini yazmış... kısa, okuması oldukça keyifli hele ki ilk hikaye, en sevdiğimdi! Zamana düşman adamın hikayesi, beyin yakacak cinstendi! Başlangıç için seçtiğim bu eser beni tatmin etti, bir sonraki tercihim "Kedi Beşiği" olacak, çünkü sevdiğim yazar Patrick Rothfuss'un favorilerinde yer alıyor, hem de ilk sıralarda!

Enayinin Portföyü kitap yorumu
Enayinin Portföyü

> Dr. Ox'un Hikayesi, Jules Verne'den ince ironili bir novella. Dr. Ox, birinci sınıf bir fizyolist, garip bir insan. Amacı, Flandre'da, -hayali- Quiquendone kentini aydınlatmak. Tabi bu görünen kısmı! Peki, neden bu kenti seçmişti? Çünkü kentte hiçbir olumsuz durum yok! Sakin, huzurlu, durağan bir kent... Kentin yöneticileri bile hiçbir önemli karar almak zorunda kalmıyor. Dünyadan kopuk yaşayan bu ütopik kent için bir anda dengeler değişir. Doktor, deney için kent sakinlerini kobay olarak kullanır. Bilim maalesef ki vicdansız kişilerin elinde çok tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Severek okuduğum, eğlenceli  bir eserdi, tavsiyemdir, keyif alacağınızı düşünüyorum.

Doktor Ox'un Deneyi kitap yorumu
Doktor Ox'un Deneyi

> Özgürlük Hapishanesi, Micheal Ende'nin sekiz öyküden oluşan kitabı. Yine sınırları zorlayan, sınır ötesinde bir dünyaya yolculuk... Sekiz hikayede beni en çok etkileyen hikayeler; uzunluğu belli olan ama sonuna varılamayan Borromeo Colmi'nin Koridoru, içi olmayan Varoştaki Ev, yer altına hapsedilmiş gölgelerin labirent evreni Mişraim'in Katakompları ve verdiği etkileyici mesajla İslam dünyasında geçen Özgürlük Hapishanesi oldu. 
Keşke Ende'nin kitapları yeniden basılsa, baskısı yok, stoklarda yok, sahaflardan veya nadirkitap sitesinden yana şansınızı deneyebilirsiniz.

Özgürlük Hapishanesi kitap yorumu
Özgürlük Hapishanesi

Biz Ölümlüler, Canavarın Çağrısı ile sevdiğim yazarlar arasına girmişti, Patrick Ness. Biz Ölümlüler'i de gözü kapalı aldım, araştırmadım, kitapla ilgili yapılan yorumları dahi okumadım, gerçi genelde sonra okuyorum, malum spoiler durumları. İki kitabı kıyaslamak çok manasız, çünkü tamamen farklı! Ve bu kitap çok farklı! 
Bölüm başlarında fantastik ögelerin olduğu hikaye yer alıyor, asıl hikaye ise daha çok Mickey ve ailesi üzerinden ilerliyor. Ve her şey lisede ki indie çocuklardan birinin ölümüyle başlıyor. 
Olağandışı olayların farklı şekilde ortaya çıkabileceğini hatta sıradan gözükebileceğini, keşfedilmesi ve, elimizde olanın da kıymetini bilmemiz gerektiğini enteresan şekilde kaleme almış, yazar. 
Okuması kolay, akıcı, hızlı ilerleyen bir kitap ama zevk aldım mı? Hayır, maalesef ! Beklentimi hiç karşılamadı, değişik olmasına değişik ama  "ee ne olmuş, ne yapayım?" demeden edemedim. Çerezlik bir şey arıyorsanız iyi bir alternatif olabilir, ne çok kötü ne de iyi bir kitaptı. Tercih sizin.

Biz Ölümlüler kitap yorumu
Biz Ölümlüler

> Gül Mevsimidir, Kurtuluş Savaşı zamanında İzmirli genç bir kadının asilliğini, ilk aşkını, yaşlılığını anlatan bir uzun öykü. Nihayet tanışabildim "Edebiyatın olayı" Füruzan'la. Yazarın üslubu biraz değişik, devrik cümleler var, şiirsel ilerlemeler var, kelimelerin raksı var, var da var, kısa olmasına rağmen etkileyici bir anlatım! Vuslata ermeyen aşk bu kadar güzel anlatılırdı herhalde... Tavsiyemdir, okunmalı! Hikayenin sonunda Gül Mevsimidir üzerine Füruzan'la Erdal Öz'ün konuşması yer alıyor, almak konusunda tereddüt ederseniz, orayı da bir okuyun derim.

Gül Mevsimidir kitap yorumu
Gül Mevsimidir

> Kısa Öykünün Büyük Ustaları, kitaplar arasına serpiştirdiğim kısa öyküler... Hem etkileyici hem de çevirisi muazzam, bence okunası, tavsiyemdir.

Kısa Öykünün Büyük Ustaları kitap yorumu
Kısa Öykünün Büyük Ustaları

Steelheart, fantastik türünde kitap okumayı sevdiğim için Brandon Sanderson'ı bugüne kadar okumamak büyük bir kayıpmış, net bir şekilde anladım. Kurguda süper kahramanlar yer alıyor ama bildiklerimizden değil! Sanderson, ara ara ip uçları veriyor, kafa karıştırıp dikkat dağıtmasını da iyi beceriyor! Hem gerçi, verilen tepki ve aksiliklerle hem de fantastik, ters köşelerle. Baştan sona kadar temposunu hiç kaybetmeyen, merakı dinç tutan anlatım hakimdi, final ise muhteşemdi, sadece biraz daha soru işareti bekliyordum, seri kitabı olduğu için ama esas olan üzerine yoğunlaşmıştı. 
Epik, fantastik, distopya tarzındaki kitap, 8 yaşındaki David'in babasının başına gelen ve şahit olmaması gereken olayla başlıyor, 10 yıl önce dünyada meydana gelen felaket sonucu insanlar, süper kahramanlara, Epiklere dönüşmesiyle şekilleniyor. Epikler, iyi niyetli olmanın aksine, güçlerini insanlar üzerinde kullanan,  farklı yeteneklere sahip, kolay kolay ölmeyen tür. Tüm Epikleri sindiren, yenilmez, en güçlü ise Steelheart. Böyle bir hiyerarşi sisteme karşı direnen Asiler. İntikam amaçlı Asilere dahil olan David. Bir tarafta olağanüstü güçlere sahip Epikler, bir tarafta Epiklerin açıklarını arayıp yok etmeye çalışan Asiler. 
Aksiyonun eksik olmadığı esrarengiz dünyaya şahit olmak istiyorsanız, buyurun, tavsiyemdir! Çok güzeldi, serinin diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum!

Steelheart kitap yorumu
Steelheart 

Geçen ayı böyle kapattım, bakalım Mayıs nasıl geçecek??? 

Londra'da olsam da  okumaya devam!

Kitapla kalalım, herkese keyifli iyi okumalar!!!

Kitap yorumlarımı  @bookandcoffee__ adresimden de takip edebilirsiniz!

Goodreads: Kfenomeni

Twitter: Kfenomeni


G+ topluluk sayfamıza da bekleriz: Blog & Blogger Paylaşımları Kore Fenomeni


Sıcak havalarda klima ile serinlemek gibisi yok, değil mi? Geçtiğimiz sene vantilatör ile bu işin olmadığını gördüm, bu sene hazırlıklıyım:...

Klima, Soğutma Uzmanından Alınır

Sıcak havalarda klima ile serinlemek gibisi yok, değil mi? Geçtiğimiz sene vantilatör ile bu işin olmadığını gördüm, bu sene hazırlıklıyım: 2017 yazına bir klima ile gireceğim. Alacağım modele karar vermek için sayısız inceleme okudum, sonu gelmeyen karşılaştırmalar yaptım. Siz de aynı zahmeti çekmeyin diye, araştırmamın sonucunu paylaşıyorum. Dikkat ettiyseniz “marka” değil, “model” dedim zira markaya zaten karar verdim: Uğur Soğutma. Klimanın soğutma uzmanından alınması gerektiğini düşünüyorum, soğutma uzmanı deyince akla ilk gelen isimde, Uğur Soğutma oluyor.

Klima satın alırken ilk dikkat etmeniz gereken şey, enerji tasarrufu. Hemen her klima, A++ enerji sınıfına ait olduğunu iddia ediyor. Aynı şekilde, çoğu klimada “inverter” özelliğini görmeniz mümkün oluyor. Ancak her nedense, bu iki özellik genellikle bir arada yer almıyor! Gerçekten de, hem A++ enerji sınıfına ait ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modelleri bir hayli ender. Uğur Soğutma’nın UIS 18 klima modeli, bu nedenle takdiri hak ediyor. Her iki teknolojiyi de birlikte kullanan UIS 18, maksimum seviyede enerji tasarrufu gerçekleştiriyor ve elektrik faturasından endişe etmeden istediğiniz kadar kullanma imkânı sunuyor.





UIS 18’in tek avantajı bu değil elbette. Bekleme modundayken sadece 1W elektrik tüketiyor. Bu da %80’e varan bir enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Klimanın akıllı soğuk hava üflememe özelliği var, yani açar açmaz soğuk hava üflemeye başlamıyor. Ortam sıcaklığını, yavaş ve doğal bir şekilde istenilen dereceye getiriyor. Ancak bunun çok uzun sürdüğünü de düşünmeyin:  Turbo modu sayesinde, çok kısa bir süre içinde serinlemeniz mümkün oluyor. Otomatik sorun tespit ve koruma sistemleri sayesinde de klimayı güvenle kullanabiliyor, yetkili servisle mümkün olduğunca az muhatap oluyorsunuz!
Ben 19.000 BTU olan modelini sipariş etmeye karar verdim, ancak daha düşük BTU’lu modelleri de bulunuyor. En doğrusu bir keşif yaptırmanız ve size en uygun modeli tespit ettirmeniz olacaktır. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr/ adresinden 12 taksitle bu mükemmel klimayı satın alabilirsiniz. 



Bir boomads advertorial içeriğidir.

2017 kore dizileri Kore Dizileri 2016: Kolaj yapmıştım, buradan da göz atabilirsiniz, sıra geldi 2017'ye. Uzun uzun yazmakta...

Kore Dizisi 2017 | Kolaj

2017 kdrama
2017 kore dizileri

2017 en iyi kore dizileri

Kore Dizileri 2016: Kolaj yapmıştım, buradan da göz atabilirsiniz, sıra geldi 2017'ye. Uzun uzun yazmaktansa kısaca değineyim istedim. Şu ana kadar izlediğim 2017 yapımı diziler ve yorumlarım:


my secret romance kore dizisi

MY SECRET ROMANCE

Oh My Venüs'teki boksör Sung Hoon'a Lee Yoo Mi eşlik ediyor. Sung Hoon, zengin, doyumsuz bir genç. Etrafında bir sürü kız olsa da hiçbirinden etkilenmez. Lee Yoo Mi ile karşılaşmaları hem komik hem de çok başka ama tek gecelik. İkili tekrar üç yıl sonra bir araya gelir. Bu sefer Sung Hoon, başarılı bir patron iken Lee Yoo Mi şirketinde beslenme uzmanıdır. Tatlı, sert atışmalarla ilerleyen, romantik komedi, çerezlik. 

defendant kore dizisi

DEFENDANT

Favorilerim arasına girecek diye başladığım diziydi. Çünkü Heal me Kill me ile oyunculuğunu beğendiğim Ji Sung başrolde. Polisiye, hukuk türünde dizide Ji Sung, evli, mutlu, çocuklu, mesleğinin gerektirdiklerini adil şekilde yerine getiren bir savcı dolayısıyla düşmanı çok. Birbirinden tamamen farklı -iyi, kötü- karakterlerdeki tek yumurta ikizlerinden biri işlediği suç yüzünden diğer başarılı olan kardeşini acımasızca öldürür ve yerine geçer. Durumu fark eden Ji Sung ispatlamak için uğraşır, eline geçen delilleri sunacakken olur olmaz şeyler başına gelir, çünkü suçlu ondan bir adım önde ve güçlüdür. Ji Sung tam hedefini gerçekleştirecekken başına öyle olaylar gelir ki bir anda kendini hapiste bulur. Üstelik hafızasını kaybetmiş, eşini ve çocuğunu öldürmekle suçlanır. Heyecanla izlediğim, güzel bir diziydi, tavsiyemdir.

strong woman do bong soon kore dizisi

STRONG WOMAN DO BONG SOON

Oh My Ghost dizisi ile tanıdığım Park Bo Young ve High Society'den sempatik aktör Park Hyung Shik başrollerde yer aldığı gülmekten kırıldığım eğlenceli bir dizi. Park Bo Young, olağanüstü bir güce sahip, genetik. Park Hyung, zengin, iş adamı, sürekli tehditler alır. Park Bo Young'un gücünü fark eder ve onu koruması olarak işe alır. Kafa dağıtmak istiyorsanız, şimdiden iyi seyirler.

chief kim kore dizisi

CHIEF KIM

Kim Sung Ryon dizilerini kaçırmıyorum, seviyorum da ama bu dizi biraz vasattı. Mesleğinin iyisi, muhasebeden anlayan, hiç açık vermeyen biri ama üçkağıtçı. Sürekli göz altına alınıyor, serbest bırakılıyor. Amacı bir an önce zengin olmak, bunun için de ünlü bir şirketi gözüne kestiriyor, Cv'si yetersiz olsa da ikna kabiliyetiyle işi alıyor, şirkete kapak atıyor. Şirkette başına gelen olaylar doğrultusunda istemeden verdiği  tepkilerle dikkat çekiyor hatta çalışanların gözünde kahramanlaşıyor. Güçlülerin karşısında güçsüzlerin haklarını savunmaya çalışıyor ama hiç de kolay değil çünkü kendisi çok da masum değil! Böyle bir dizi, beklentinizi yüksek tutmadan izlerseniz keyif alacağınızı düşünüyorum.

queen of ring kore dizisi

QUEEN OF RING

6 bölümden oluşan bir mini dizi, eğlenceli! Çok sevilen ama benim çok da sevmediğim, Splash Splash Love mini dizisinin oyunculardan Kim Seul Gi ve Ahn Hyo Seop yer alıyor. Kim Seul Gi, çirkin, ezik ama başarılı, çalışkan bir kız. Ahn Hyo Seop da çok yakışıklı ve başarılı bir üniversite öğrencisi. Kim Seul Gi'nin aile yadigarı bir yüzüğü vardır, bu yüzüğü sevdiği kişi taktığında sevdiğine  hayalindeki kız gibi görünür. Bu tılsımlı yüzük sayesinde en yakışıklı çocuk ile birlikte olsa da gerçekler bir şekilde ortaya çıkar... izlenilesi. 

introvert boss kore dizisi

INTROVERT BOSS - MY SHY BOSS

Dizinin giriş kısımı beni çok heyecanlandırmıştı, "ghost opera" repliğini görünce ama nerede, tam çerezlik bir dizi. Kafa dağıtmak istiyorsanız birebir. Yine de ilk bölüm gerçekten enteresandı, intihar ile başlıyor, intikam almak için yola giriliyor ama mutlu son ile bitiyor.

tomorrow with you kore dizisi


TOMORROW WITH YOU

Shin Min Ah ve Lee Je Hoon ikilisinin yer aldığı fantastik bir yapım. Zaman yolculuğu üzerine ilerleyen kurguda oyunculuğuna ve kendisine hayran olduğum Shin Min Ah'ın olması beni heyecanlandırmıştı ama maalesef! İkilinin uyumu fena olmasa da tempo çok düşüktü dizide. Olaylar çok yavaş ilerledi, zamanlar arasında geçişler çok sönük kalmıştı, finali dahi merak etmedim ve bıraktığım bir diziydi. Herkesin seveceğini düşünmüyorum, oyuncular iyi diye izlerseniz belki.

missing nine kore dizisi


MISSING NINE

Aksiyon sever ben için biraz Lost'u anımsatsa da alakası olmayan bir dizi. Detayları için buradaki yayınıma göz atabilirsiniz.


İzledikleriniz varsa hem fikir miyiz?

Sizin tavsiye edeceğiniz 2017 dizileri neler?



my shy boss - introvert boss kore dizisi 2017
introvert boss


Mart Ayında Okuduklarım  Nisan ayının ortasına gelsek de ben daha yeni Mart ayı okuma raporumu paylaşıyorum. Hedefimden size daha önc...

Okuduklarım | Mart 2017

yeni çıkan kitaplar 2017
Mart Ayında Okuduklarım 
Nisan ayının ortasına gelsek de ben daha yeni Mart ayı okuma raporumu paylaşıyorum.

Hedefimden size daha önce bu yazımda bahsetmiştim. O yüzden bu ay biraz hızlandım, başka türlü yetişmeyecek gibi, hala bir umudum var ama zor da! 

Ocak ve Şubat aylarında, memlekete git gel yaptığım için iki ayda toplam 15 kitap okumuştum. Mart ayında ise 16 kitap okudum, 17. kitap yarım kaldı.

Peki neler ve nasıl ?


Kayıp Şey, manga/çizgi roman olarak nitelendirebileceğim, 5 dakikalık kısa bir kitap. Çizimler çok hoş ve 15 dakikalık animasyonu da var. 

Kağıt Ev, her kitap kurdunun okuması gereken bir eser, kendinizi bulacağınızı düşünüyorum. Kısa ama o takıntı yok mu? Sanırım çoğumuz da var!

Ahmak Wilson'ın Trajesi, Mark Twain'den okuduğum kitaptı ve çok keyif aldım, zekasına, mizahına da hayran kaldım. Hemen akabinde de Tom Sawyer'ın Macerası'nı okudum, biraz hayal kırıklığı oldu benim için...


Stefan Zweig'ten her ay bir kitap okuyorum, bu ay iki oldu. Bir Çöküşün Öyküsü, Modern Klasikler Dizisi'nde yer alsa da daha önce Can yayınlarının Amok Koşucusu adlı kitabında ilk hikayeydi. İkisini kıyaslama fırsatı oldu ve açık ara Can yayınlarının çevirisini -İş Bankası Kültür'e göre- daha iyi buldum diyebilirim. Olağanüstü Bir Gece, okurken keyif aldığım bir Zweig kitabıydı, tavsiye ederim.

Momo, Micheal Ende virüsünü kaptığım ilk eser. Dağınık'la seferber olduk eserlerini toparlamak için çünkü çoğunun baskısı yok, satışta değil! 

Eş, Jenny Offill'in kaleminden, çerezlik, hızlı okunan bir kitap. Evlilik üzerine, rutin hayat...

Küller ve Kor, fantastik, distopya tarzında sürükleyici seri başlangıç kitabıydı, devamı bir an önce gelsin istiyorum, çünkü sevdim!

Bir Sonraki Hayatımız, reenkarnasyon üzerine kurulu bir kitap, keyifle okudum, keşke finali de güzel olsaydı ama seri başlangıç kitabı olduğu için göz ardı edilebilir.

Yürüyen Şato, çerezlik, fantastik bir kitap, kafa dağıtmak için okunası...

Denizkızı Olmak Çok Önemlidir, çok naif ve yetişkinlere özel etkileyici bir çocuk kitabı, okunmalı diyorum.

Yabancı, Albert Camus'tan okuduğum ilk eser, klasik olmasına rağmen akıcı, yalın anlatımla hızla okunan bir eser olsa da çok etkilendiğimi söyleyemem.

Dorian Gray'in Portresi, etkileyici muazzam bir eserdi. Okunmalı!

Bir Noel Şarkısı, Dickens'ın eseri, İthaki'nin cildi, baskısı kadar beni heyecanlandırmadı, maalesef, kurgu güzel ama çok düz geldi.

Çizgilerle Komünist Manifesto, bayıldım diyebilirim! Hem çizimlere hem anlatıma hem de baloncuklardaki esprilere...

Aylık raporum bu şekilde!

Siz neler yapıyorsunuz, neler okuyorsunuz?

Okuduklarınız varsa aynı fikirde miyiz?



Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Modern klasikler 


*Bordo renkli kelimelerin üzerine gelerek merak ettiğiniz kitaplar hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz!




Beni buralardan da takip edebilirsiniz:

Instagram: @bookandcoffee__ 
Goodreads: Kfenomeni
Twitter: @Kfenomeni




Keyifli, iyi okumalar!

Sevgiler...


Yürüyen Şato Selam! Hem kitap hem animasyon! İkisi bir arada, hakkını da verdim! Animasyon izlemesini seven biri değilim, ban...

Yürüyen Şato | Kitap Yorumu - Howl's Moving Castle | Animasyon


Howls moving castlel animasyon
Yürüyen Şato
Selam!

Hem kitap hem animasyon! İkisi bir arada, hakkını da verdim!

Animasyon izlemesini seven biri değilim, bana uzak bir tür ama yavaş yavaş denemeye başladım ki herhalde Howl's Moving Castle'ı benden başka izlemeyen yoktur, diye düşünüyorum ?! 

Kitabı, Bir Kısanın Güncesi ile birlikte okuduk. Kitap biter bitmez animasyonunu da izledim. İkisini kıyaslayarak anlatmak istiyorum.

Fantastik kitapların yeri başkadır bende, severek keyifle okurum. Fantastik ögeler, mizah, macera karışımıyla çıkan sonuç iyiydi. Hele ki çizimler harikaydı! Animasyonu sevdim, biraz yavaş geldi ama sonradan açıldı. Kitapta romantizm yok sayılır. Animasyonda ise daha baskındı.

ateş cini

Ateş cini yardımıyla hareket eden şato kadar sahibi de esrarengiz! Genç kızların kalbiyle beslenen Howl. Birden fazla karaktere bürünen, ürkütücü, yetenekli büyücü.


Yürüyen şato anime
Howl
Sophie, üç kız kardeşin en büyük olanı, babasının vefatından sonra kardeşler yetenekleri doğrultusunda üvey anneleri tarafından farklı yerlere gönderilir. Sophie, babasından kalan şapka dükkanın sorumluluğunu üstlenir. Bir gün dükkana cadının gelmesiyle mütevazi hayatı alt üst olur. Tüm cesaretini toparlar, çaresizlikten Howl'un şatosuna gider. Ve hikaye başlar...

Sürükleyici bir kurgu, okuması kolay, kafa dağıtmak için iyi bir alternatif ve fantastik severler için tatmin edici nitelikte. Keyifle okuyacağınızı düşünüyorum, tavsiyemdir, çerezlik arıyorsanız hiç durmayın! Animasyonu da izleyince farklılıkları göreceksiniz. Kitap ile Howl hakkında detaylı bilgiler edineceksiniz, birbirini bütünlüyor. Ama animasyonu daha çok sevdim. IMDb: 8,2
  
İyi seyirler, keyifli okumalar!


Howls moving castle anigif
Howl & Sophie